Verimli Olmak 🎆

İngilizce’sini çok sevdiğim bir kelime bu verim. Productivity. Abartısız o kadar estetik ve huzur verici buluyorum ki bu kelimeyi, yakın zamana kadar anlamını tam olarak bilmediğimi -sözlük açısından değil de metaforik olarak diyelim- fark ettiğimde çok üzülmüştüm halime. Nasıl verimli olabileceğimi bilmeyi bırakın, bu basit kelimenin ne kadar çok şey ifade ettiğini bile bilmiyordum. İşte bu durum Eylül 2017 civarına denk geldi. Her şeye olan ilgim bir anda elimden avcumdan kaydı, ne işime ne de okuluma ayak uydurmayı denedim. Bu şekilde bir ay geçirdim diyebilirim. Daha sonra bir gece uyandım. Çok sık uyanırım geceleri, uyandığım andan sonra da uyuyamam asla. O gece, 27 Eylül 2017, hayatımı düşündüm ve dur bakalım Melek, dur orada dedim.
Ne yapıyorsun sen?

Continue Reading

Fantastik Kitaplar Neden Edebi Eser Değildir?

Bugünün konusu tamamen fantastik kitaplar. Benim de aşık olduğum, okumaktan asla sıkılmadığım ve muhtemelen asla sıkılmayacağım harika bir edebiyat türü.

EVET. Fantastik kitaplar da edebi eserlerdir. İşte bugün tam olarak bunlardan bahsedeceğim diyebilirim size. Hayatım boyunca insanlar okuduğum kitaplara bakarak yüzlerini ekşitti ve bana bir şey katmayacak (sen nereden biliyorsan yüce insan?) boş sayfalar yerine edebi eserler okuyarak kendimi geliştirmemi, dünyaya bakışımı değiştirmeyi, olgunlaşmamı söyleyip durdular. Bu durum ile o kadar sık karşılaşmaya başladım ki belli bir zamana kadar tüm yorumlara, iğnelemelere gülüp geçerek cevap verdim. Bana okuma alışkanlığı aşılamış olan insanlar bile neden bu kitaplarla vakit kaybetmeye başladığımı sormaya başladıklarında ise beni bu yazıyı yazmaya iten süreç başlamış oldu. Hadi öncelikle kısa bir giriş yapıp fantastik kitap nedir buna değineyim.

Continue Reading

Kan Bağı – Richelle Mead

Kanbağı
Orijinal Adı: Bloodlines
Yazar: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 478
Çeviri: Yeliz Üslü
Puan: 4,5

Arka Kapak;
Sydney’in kanı özel çünkü o bir simyacı. Büyüyle uğraşarak insanların dünyasıyla vampirlerinkinin arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Ancak Sydney’in vampirlerle son birlikteliği, simyacılar tarafından pek de iyi karşılanmamıştı ve şimdi yeni görevi düşünülürse genç kızın geleceği tehlikedeydi.

Continue Reading

❝ İç Huzur ❞

Bazen o hiç bitmeyen hayatın ortasında durup, “Yeter, bende insanım!” diye bağırmak geliyor içimden. Ben de insanım. Ben de senin kadar kırılgan, senin kadar korkak, senin kadar yorgunum. Hiç bitmiyor bu hayat. Akmayı hiç kesmeyen bir nehir gibi, zaman zaman hızlı, zaman zaman yavaş. Ama her zaman hareket halinde. İşte bu zamanlarda ne yapacağımı bilmeden duruyorum, aklımda tonlarca soruyla, içimdeki sıkıntının beni parçalamasını bekleyerek.
Peki böyle mi olmak zorunda? İşte buna inanmamak için her şeyimle çabalıyorum. Sahip olduğum her şey ile. İç huzur diyorum buna. Bir insanın kendi ruhuyla, kendi zihniyle barışık olması. Huzur. Zamanla, bu iç huzurun gerçekten gidebilecek, sizi bu karmaşada yapayalnız bırakabilecek bir şey oluğunu öğrendim. Zihninizin size düşman olabileceğini, isteğiniz dışında çalışarak size zorluk çıkartabileceğine şahit oldum. Yine de bir saniye olsun çabalamayı kesmedim. Kesmek istemedim, bundan daha fazlası olduğuma, olduğumuza inandım.

Biliyorum, bir yerlerde aynı benim gibi hisseden insanlar var. Belki çok uzakta, belki asla bu yazıyı okuyamayacaklar ama ben yine de yazmak istiyorum. Çünkü bende aynılarını her gün hissediyorum. Bir insanın zihninin kendine düşman olmasının nasıl hissettirdiğini biliyorum. Biliyorum ve anlıyorum, anlıyorum ve çabalıyorum, çabalıyorum ve yaşıyorum. Elimden geldiği en güzel şekilde. Eğer çabalamazsam şikâyet etmeye hakkım olmayacağını biliyorum. Eğer çabalamazsam söylenemeyeceğimi, eğer çabalamazsam denemeden kaybetmiş olacağımı.
Bu kadar zayıf olmak istemiyorum. Böyle zayıf olduğumu kabullenmek, güçsüz hissetmek. Bunların hiçbirini kendime yakıştıramıyorum.

Continue Reading

Sketch-athon Sonu!

Bir ay daha geçti gitti gözlerimizin önünden. Güzel bir ay daha, sıcak bir ay daha. Peki bu ayın benim için önemli olmasının sebebi neydi? Sketch-athon adındaki çizim etkinliğiydi. Nasıl geçti, neler oldu ve neler bitti. Çok hareketli bir aydı benim için öncelikle. Bilmeyenler için söyleyeyim, ben hem çalışıyor hem de blogumla ilgileniyorum. Üstüne bu güzel mi güzel etkinlik ile tatil planlarım da birleşti ve sonucunda… yorucu ama enfes bir ay ortaya çıktı. Bir ay boyunca her gün oturup resim çizmek olarak düzenlemiştim kuralı. Bunları sonunda tek tek sizlerle paylaşmak hatta video çekmek istemiştim. Ancak ay ilerledikçe benim için oldukça kişisel şeyler çizmeye başladım. Bir kısmı tamamen düşüncelerimin kağıda ham bir şekilde dökülmesiydi, bir kısmı da nereden çıktığını anlamadığım karakterlerdi. Az çok kapalı bir insan olduğumu hepiniz biliyorsunuzdur, altı senedir blogum olmasına rağmen kapalılığı her şeyi ortada yaşayan insanlara tercih etmişimdir.

Continue Reading