Genç Elitler – Marie Lu

Genç Elitler
Orijinal Adı: The Young Elites
Yazar: Marie Lu
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 365
Çevirmen: Özge Nur Küskün
Puan: 5

Arka Kapak;
ONLAR HAYATTA KALANLAR, LİDERLER, SAVAŞÇILAR.
ONLAR GENÇ ELİTLER.
Adelina Amouteru, ölümcül bir hastalıktan kurtulmuştur. On yıl önce ülkesini kasıp kavuran kanlı humma vücudunda tuhaf izler bırakmıştır. Fakat hastalığı atlatanların bazılarında, başka şeyler de kaldığı rivayet edilmektedir… Gizemli ve sıradışı yeteneklere kavuştuklarına inanılan bu insanların kimlikleri gizlidir ancak onlara Genç Elitler denmeye başlamıştır.
Teren Santoro, Kral için çalışmaktadır. Engizisyon Mihveri’nin lideri olarak görevi, tehlikeli olduğuna inandığı Genç Elitler’i bulmak ve onlar ülkeyi yok etmeden onları yok etmektir ama aslında Teren hepsininkinden büyük bir sır saklamaktadır.
Enzo Valenciano, Hançer Cemiyeti üyesidir. Bu gizli Genç Elit grubu, kendilerinden olanları Engizisyon Mihveri’nden önce bulmaya çalışmaktadır ama Adelina’yı bulduklarında onun şimdiye dek görmedikleri güçlere sahip olduğunu keşfedeceklerdir.
Birbirinden apayrı savaşlar sürdüren bu üçlünün yolları hiç beklenmedik şekilde kesişecektir. Ancak hepsinin emin olduğu tek şey vardır: Karanlık bir intikam ve yok etme arzusuyla yanıp tutuşan Adelina’nın güçlerine bu dünyada yer yoktur.
Değerlendirme;
Şimdi size neden bu kadar uzun süre ortalıklarda olmadığımı uzun uzun anlatacağım bir yazı ile gelmiş olmak isterdim ama kısaca bu yokluğun sebebini bir süredir dağılmış olan aklıma ve kitaplığımın şeklini şemalini bile etkileyen karmaşaya verelim çünkü okumaya başlayacağınız kitap yorumu dünya üzerinde en sevdiğim ikinci kitap. Çok fazla uzatmadan kitabın yorumuna girmek istemekle birlikte bu kitapta anlamsız derecede fazla ağlamış olmama rağmen, sürekli hıçkırarak ağlama molaları verdiğim gıcık ses kayıtlarımı dinleme nezaketinde bulunmuş olan mükemmel insana, Yarim’e teşekkür ederim. Sen olmasan kimse o çenemi çekmezdi biliyorum. Hadi daha fazla uzatmadan hemen kitabımızın yorumuna geçelim çünkü inanın bana. Konuşacak çok şey var.

Her zaman olduğu gibi bu kapak… Yabancı blogger’ların hepsinin hesaplarını süsleyen bu kapağa sonunda sahip olduğumda kitabı bu denli seveceğimden habersizdim. Her şeyden önce eğer kitaptan hoşlanmazsam –ki buna pek inanmıyordum, bilirsiniz yazarın diğer serisini oldukça fazla seviyorum- kapağı o kadar güzel ki yorum boyunca kitabın kapağından bahsedebilirim demiştim. Yazarın tıpkı diğer serisi gibi mat ciltli bir şekilde çıkmış olan Genç Elitler tek kelime ile mükusursuzel bir kapağa sahip. Orijinal kapak olacağını biliyor olsam da yine de elime aldığımda kitabın kapağına yeniden hayran olmamı engelleyemedim. Bir antagonistin ana karakter olduğu bir kitap adı altında bekleyebileceğiniz her şeye sahip. Kitap boyunca sizi bırakmayan karanlık, Hançer’lerin ufak bir sembolü ve zengin duruşuyla harika ötesi bir font. Ne desem yetersiz olacak aslında. Kapağı kesinlikle beş üzerinden yıldızlı beş.

Şimdi gelelim kurgumuza… Nereden başlamalı, ne kadar anlatmalı bilemiyorum. Rahat olun, çok fazla kurgunun detaylarına girmeyeceğim. Rahatlıkla okuyun ancak belli başlı şeylerden de bahsedeceğim. Bu sadece kitabın geneline yönelik şeyler olacak. Çok derine girmek istesem de, sizlere her şeyi anlatıp bu kitabı almanızı sıkça önermek yerine her şeyi klasik seviyede tutacağım ve bu şekilde ne kadar sevdiğimi anlatabilmiş olmayı umacağım.
Kitabımız hiç duymadığınız şehirlerde, hiç akıl edemeyeceğiniz güçlere sahip insanları konu alıyor. Yıllar önce insanları öldüren ya da işaretlenmiş birer malfetto olarak bırakan hummanın ardından giriyoruz evrenimize. Ana karakterimiz Adelina bir işaretli. Gümüşi beyaz, sık sık renk değiştiren saçları olan genç kızımızın ne yazık ki tek işareti bu değil. O aynı zamanda bir gözünü hastalık yüzünden kaybetmiş. Bir kız kardeşe sahip olan Adelina kitabın başında olan birkaç olaydan sonra yaşadığı zorlu hayatı geride bırakmak istiyor ve evden kaçıyor. Ne yazık ki kaçışı iyi sonuçlanmıyor ve kendini Engizisyonun bağladığı kazıklardan birinde yanmak üzereyken buluyor. Her malfetto olmasa da humma bazı işaretlilere özel yetenekler vermiş. Kimi rüzgârı kontrol ederken, kimi çok büyük hızla iyileşiyor. Ateşi kontrol edebileninden, dünyadaki tüm enerjiyi görüp hissedebilenine kadar bir çok yetenek var. Ve kendilerine Genç Elitler diyorlar. Bu özel güçlere sahip grup haksız malfetto ölümlerini engellese de her şey gibi karanlık bir yere sahip. Sanırım bu kitap hakkında bilmeniz gereken şey de bu. Her şey çok karanlık. Saf iyilik yok, her şeyin bir karşılığı olan şüphe ve korku yumaklarıyla dolu. Genç Elitler kitabın başında kızımızı kazıktan kurtarırken önemli yan karakterlerimizin hepsini tanıyoruz ve Adelina’nın güçlerini öğreniyoruz. Göründüğünden daha derin amaçlara sahip olan Genç Elitler’in arasına katılarak hayatını sürdürmek isteyen Adelina ise ne yazık ki içindeki karanlığın yanında kız kardeşini elinde tutan, büyük bir sırla yaşayarak Kraliçe’ye hizmet eden ve Engizisyon Mihveri olarak tüm tehlikeli malfettoları öldürme yeminli Teren Santoro ile savaşmak zorundadır. Ancak kitap boyunca bizim peşimizi asla bırakmayan kusursuz bir kötülük var. Bu kötülük insanların en basit arzuları gibi görünse de Adelina’nın bedeninde toplanarak onu asıl bahsettiğimiz o kötü karakter yapıyor. İlk kitabımızda ise hayatı pahasına her şeyi denemesine rağmen içindeki bu karanlığa ve yıkıma teslim olarak intikam isteyen Adelina’nın nasıl kötüleştiğini, insanlar tarafından keskinleştirilerek nasıl geçrekten bir anti-heroine olduğunu görüyoruz.
Kitabın sanırım en sevdiğim yanı da buydu. İlk defa gerçekten acı çekerek kötüleşmiş bir

karakter okudum. Acı dediğimde sakın iki dayak yiyor da kötüleşiyor sanmayın. Keşke sadece öyle olsa. Hayatına giren herkesin arkasından bıçakladığı bir insan Adelina. En kötüsü de güçlerinin sınırlarının olmayışı. Güçleri o kadar karmaşık ki, bunu okumanız daha iyi olacaktır. Yine de tehlikeli derecede sınırdan yoksun bir genç kız hayal edin. Herkesin acı çektirdiği, öz babasının bile nefret ettiği bir genç kız. O kadar gerçekti ki, kitap bittiğinde kendimi bir boşlukta hissettim. Böyle bir şeyler eksik gibiydi. O dolu yan karakterlerin birden elimden alınması, Adelina’nın gideceği yolu tahmin etmem ve bunun olmasını istemesem de okuyacağım şeyin bilincinde olmam… Kitabın son sayfasında hissettiklerim tamamen boşluktu. Bir insana nasıl bunlar yapılır bunu anlamayı denedim, tüm karakterleri düşünüp ne okuduğumu yeniden anlamaya karar verdim ve yorumun başında bahsettiğim gibi kitabın bitmesini istemediğimden ağladım. Beni çok uçlara götüren bir kitaptı.
Biraz karakterlerden bahsedeyim. Dediğim gibi Adelina ana karakterimiz ve kötüye yönelen oldukça güçlü bir kız. Bunun yanında kusursuz bir yan karakter ağı var kitapta. Bu yazarın ilk serisinden bile daha güçlü bir yan karakter ağıydı desem yalan olmaz. Her okuduğunuz karakter –Enzo, Raffaele, Dante, Gemma, Teren, Violetta- ince bir şekilde detaylandırılmıştı. Yan karakterlerin bile devasa sırları, güçleri, rolleri vardı. Bunların yanında öyle karanlıklardı ki hepsinin ayrı ayrı hikayecikleri çıksa da okusak moduna girdim bir yerden sonra. Sadece doluluk değildi anlayacağınız, kurguyu geliştirmişlerdi ve bu mükemmeldi. Özellikle Enzo ve Teren. Başlarda tiksineceğime emin olduğum bu iki karaktere o kadar alıştım ki kitabın sonuna geldiğimde ne yapacağımı şaşırdım. Raffaele, anlatsak bitirilmeyecek bir karakter. Güzelliğini hayal etmekte güçlük çektim dersem yalan olmaz. Her şeyin sonuna yaklaştıkça tüm olayları birbirine bağlayan o dövüş. Bu son, böyle zirvede ilerleyen bir kitabın hak edeceği türden bir sondu. İkinci kitap için kudurup kudurmayacağınıza tam anlamıyla emin olmasam da sağ gösterip soldan tokadı basmakta üstüne olmayan bir kitaptı.

Yazarın üslubu alışmış olduğum Marie Lu üslubuydu. Sonsuz betimlemeler ve damağınız o tadı bırakacak görselliği olan bir yazı değil ancak size kurgudan özümsemeniz gereken her şeyi başarıyla anlatabilen bir kalem. Özellikle böyle yoğun olaya sahip bir kurguyu hakkıyla kaldırabilecek bir kalem. Hiçbir şey harcanmış gibi gelmiyor size okurken kitabı.

Son olarak size kitap için hazırlamış olduğum kısa müzik listesini vermek istiyorum. Şarkıları çok severek dinledim ve toplamında on bir parçalık bir liste oluşturdum, şimdi sadece birkaç tanesini paylaşacağım ama dediğim gibi hepsi bu kadar değil kısa zamanda onları da sizlere görsel halinde sunacağım. Uzun zamandır müzik listesi yapmamıştım ve yeniden blogum için bunu yapmak bana iyi hissettirdi. Gelsin parçalarımız,

Steven Price – One Bullet is all I Need
Jesper Kyd – Aphelion
Two Steps Fro Hell – Nero
Marcin Przybyłowicz – A Story You Won’t Believe
Steven Price – The Worst of The Worst
Umarım kitabı okurken bunları dinlersiniz ve benim kadar güzel zaman geçirirsiniz!
Okuyun ve okutturun çünkü Adelina Amouteru buna değer.

İlgilenebileceğiniz diğer yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir