Kitaplığım Hakkında ❣

Selam millet!
Bugün değişik tarzda bir yazı ile yanınıza gelmiş bulunuyorum. Blogumun sadece kitap yorumları ile dolup dümdüz sıkıcı bir bloga dönüşmesini kesinlikle istemiyorum, bir kitap sever olarak her yere ulaşmam gerektiğini fark ettim ve bir kitaplığım hakkında çalışması oluşturmak istedim.
Bu yazıda kitaplığım hakkında en ince detayları paylaşacağım sizlere. Nasıl düzenlediğimden tutunda, nasıl dekore ettiğime, kitaplık tüyolarına kadar yaptığım her şey var bu yazıda. Bunun yanında bir kitaplık turu videosu çekmek istiyordum ama gerekli ekipmanlara tam anlamıyla sahip olacağım zaman bunu yapma kararı aldım. Her şeyin olabilecek en mükemmel şekilde başlamasını istiyorum, elimden gelenin en iyisini yapmak varken vasat bir şekilde başlamanın bir mantığının olmadığını fark ettim. Bu sebeple video bekleyenler bir süre daha beklemek zorunda kalabilir, bu sorunun cevabını da burada vermiş olalım.
Gelelim yazımıza.

Kitaplığımın kocaman bir çekimini paylaştım yakın zamanda Instagram’da, ona bakmak isterseniz öncelikle buraya linkini bırakayım ne dersiniz? Hemen, tık!
Görmüş olduğunuz gibi biriciğim gittikçe büyüyor, kitaplar eklendikçe nereye sokacağımı bilmediğimden dizme şekillerimi sürekli olarak değiştiriyor, yan yatırdığım kısımların alabildiği kadar çok kitap almasını sağlıyorum. Malesef bu durum da son zamanlarda yetmediğinden kitaplığımın yanındaki iki rafı da doldurmuş bulunuyorum. Ciltlilerimin olduğu raf artık yetmiyor, onları bu şekilde sunmayı çok sevsem de onlara da eklenmeler olduğundan kitapların arasında kaynıyor bir kısmı. Anlayacağınız yeni bir kitaplık yakın gelecekte bana şart gibi duruyor, fakat odamda nereye sokacağımdan emin değilim bu kitaplığı. Odam yeterince dolu, kitaplarımın hiçbirini gerilere atıp önemsememezlik etmek istemiyorum çünkü kendimi çocuk kayıran ebeveyn gibi hissetmeye başlıyorum bu fikir aklıma gelince bile.Bir ara bu yer sorununu çözeceğim, bir ara. Ancak o zamana kadar kitaplığımın hali görmüş olduğunuz gibi.

Kitaplığımı nasıl düzenliyorum ve bu düzenin bozulmamasını nasıl sağıyorum?
Kitaplığım hakkında en çok aldığım sorulardan biri bu. Kitaplığımı yayınevlerine göre diziyorum. Öncelikle
kitaplığımda her yayınevinin dizdiğim zamanki kitap sayısına göre kaplayacağını planladığım alanı var. Bu alanları belirlemek ilk adım olmalı kesinlikle. Ardından yayınevlerini de kendi aralarında toplayıp, kitapların ait olduğu türlere göre dizdikten sonra aynı yazarın kitaplarını bir araya topluyorum ve son olarak da serilerin kitaplarını birlikte diziyorum. Yani aslında dört aşamalı bir işlem var. Yayınevi – Kitap Türü – Yazar – Seriler. Karışık göründüğünü düşünecekler olabilir, özellikle benim gibi yer sıkıntısı çekenler bunu yapmakta daha çok zorlanacaktır, yine de yayınevlerine ayırdığınız yerlere sığdırabildiğiniz kadar kitap sığdırın, kalanları kitaplığın geneline dağıtmak çok kolay. Aslında biraz yaptıktan sonra oldukça rahat ilerliyorsunuz bu dediğime kesinlikle inanın, bu yüzden az kitabı olan yayınevlerinden başlamanızı öneririm, kitap sayısı daha fazla olanlara geldiğinizde çok daha rahat bir şekilde hareket edeceksiniz. Bu alanları aştığınız zaman da yapmanız gereken kitapları oraya buraya sıkıştırmak yerine başka yayınevlerinin alanlarını kalanlar ile doldururken kitabın türüne göre hareket etmek olabilir. Elimde bir fantastik varsa bunu aşk romanlarının arasına koymak yerine boş yer gördüğüm fantastik kitapların arasına koyuyorum. Ciltliler rafıma gelecek olursak, onlar tamamen görsel açıdan bir arada duruyorlar. Elbette seriler ve aynı yazarların bir arada durma kuralı burada da geçerli ama onlara özel bir yer ayırmış olmak tamamen estetik duruşlarını sevdiğimden kaynaklı.
Oldukça basit, sadece biraz pratik gerektiriyor.
Peki kitaplığımı nasıl düzenli tutuyorum? Öncelikle eğer bir bookstagram hesabının sahibiyseniz tek bir fotoğraf için kitaplığınızın ne kadar kısa sürede savaş alanına döndüğünü zaten biliyorsunuz. Bu durumun önüne geçmek cidden basit ama bu yolun da işe yaramasının tek bir yolu var, üşenmemek. Kitapları indirmeye nasıl üşenmiyorsanız işiniz bittiğinde de dizmeye üşenmemelisiniz. Sonra toplarım diyerek sağa sola bırakılan kitaplar siz odadan çıkarken arkanızdan ağlıyor, kimseyi kırıp gücendirmeyelim bir kere.
İndirdiğim kitapları o an ellerim kamerayı tutmaktan kopacak hale gelmiş olsa bile mutlaka topluyorum. Bunu da kitapları öncelikle bir araya getirerek başlıyorum. kitapların ait oldukları yerleri oturduğum yerden belirleyip hepsini sırayla diziyorum. Soldan sağa ilerleyerek hepsini on dakikada diziyorum ve voila! Tam anlamıyla düzgün, bozulmamış bir kitaplık.
Düzenli tutmanın çok ama çok önemli bir diğer kuralı, birilerine verdiğiniz kitapları ufak bir deftere yazın. Ben sevdiğim ve onlara zarar vermeyeceğine inandığım insanlara kitap vermeyi çok severim, her zaman da kitaplarımı paylaşırım. Yine de kime ne verdiğinizi bir köşeye yazın, sonra kitabı verdiğinizi unutup kayboldu krizine girmenizi önler, adrenalini azaltır, kalp krizi riskini yok eder. Bu acıyı yaşamış biri olarak bunu tüm samimiyetimle söylüyorum.

Kitaplığımı neler kullanarak dekore ediyorum?
Kitaplığımı mevsimden mevsime, tatilden tatile değiştirerek süslüyorum, eğer beni bir süredir takip ediyorsanız bunu zaten biliyorsunuz demektir. Tatillerin herhangi bir dinden ya da ideolojiden olması sizi şaşırtmasın, ben bunu pek umursamıyorum. Hoşuma ne giderse onu yapıyorum ve böyle renkli bir uğraş beni mutlu ediyor. Bu süslemelerin hazırlık aşaması, o eğlence… Anlatılmaz yaşanır kesinlikle.

Bunun dışında, yani bayramlar olmadığı sürece kitaplığımı nasıl dekore ettiğime gelelim ne dersiniz?
Kitaplar hakkında ne kadar eşyam varsa hepsi kitaplığımda olur. Yurt dışında elbette “bookworm merch” dedikleri algı oldukça gelişmiş halde ve ülkemizde bu daha yeni yeni başlamış durumda. Bu bizim o güzel fandom yastıklarından, kupalarından, kitaplardan ilham alarak yapılmış mumlardan ve takılardan uzakta bırakıyor ne yazık ki. Yine de pes ediyor muyuz? Elbette hayır!
Mumlar, kupalar, kolyeler, led aydınlatma, defterler ve en sevdiğim; çiçekler. Hepsini sürekli değişim halinde olacak şekilde kitaplığımda barındırmaya özen gösteriyorum. Kullanması çok pratik olmayan ama birer görsel şölenden eksiksiz olan kupalarımı kitaplığımda aksesuar olarak kullanmaya bayılıyorum mesela. Büyük kupalarımdan birinde en sevdiğim kitap ayraçlarım bulunuyor.
Mumlarımı her mevsime göre değiştiriyorum. Kışın genellikle kırmızı ve beyazı tercih ederken baharda pembe ve yeşil, yazın mavi ve turuncu -kimi zaman mor ile birlikte-, sonbaharda ise kırmızı, turuncu, gri gibi renkler kullanıyorum. Odanızın ve kitaplığınızın havasını delicesine değiştiriyorlar, bunu bir deneyin.

Bunun dışında fotoğraflarımda da kullandığım bitkiler kitaplığımda. Yeşillik hangi mevsim olursa olsun canlılık getiriyor, bu enerjiye inanıyorum ve her şekilde kitaplığımda bulunduruyorum. Sonbahar için bir bitki tüyosu, dökülmüş yapraklarla bir kolaj yapın ve görülecek şekilde birkaç rafın içine koyun, kitaplarla duruşu tek kelime ile mükemmel.
Bunun yanında küçük oyuncaklar, figürler de kitaplığı fazlasıyla zengin gösteriyor kesinlikle!
Son olarak söyleyebileceklerim ise doğal taşlar. Çok seviyorum, odamın ve kitaplığımın etrafında çeşit çeşit doğal taşa rastlayabilirsiniz. Enerjilerine inandığım için severken barındırıyorum onları da kitaplığımda.

Kitaplığımı  nasıl temizliyorum
Aslında bu oldukça basit, her hafta sonu bir saatimi toz almaya ve kitaplarda kontrol yaparak geçiriyorum, kafam dağılıyor bu şekilde, müziğinizi açın ve o toz bezini elinize alın. Bir saatte bitecek işiniz.

Kitaplığımdaki kitapların sayısı?
Aldığım en önemli sorulardan biri kesinlikle bu. Sayısını burada söylemenin yanlış anlaşılma olasılığını göz önünde bulundurarak sadece beş yüz üzeri olduğunu belirtmek istiyorum. Bu sayıyı nasıl tutuyorum sorusuna gelecek olursak; boş bir defterim var ve sıralama, yazar, yayınevi hiçbir şeyi umursamadan sadece kitapların adını yazıyorum. Elbette bu kadar düzene saplantılıyken bunları gelişigüzel yazıyor olmam size tuhaf gelebilir, bunun da bir açıklaması var. Elle yazmayı çok daha fazla seviyorum fakat ne zaman ne kadar kitap alacağımı bilmiyorum, bu yüzden yayınevlerine sayfalar bırakarak yazmayı denediysem bile düzenin bir yerden sonra bozulacağını biliyorum. Bu yüzden öylesine yazıyorum bu deftere. Böylece her zaman elimin altında kaç kitabım olduğunu biliyor oluyorum.

Kitaplığım nereden alındı ve boyutları ne kadar?
Kitaplığım hazır değil, bu yüzden size bir marka adı vermem olanaksız. Özel yapım bir kitaplık. Tarzı güzel görünüyor olabilir ama açık olmam gerekirse fazla kullanışsız. Çünkü kutular halinde olması en azından yirmi tane kitabın açıkta kalmasına sebep oluyor. Tahtaların birleşme bölgeleri büyük sorun. Ayrıca her kutunun içindeki vidalar da kitapların ucuna zarar verdiğinden kitapların bazıları diğerlerinden daha önde durmak zorunda kalıyor, hasar almamaları açısından. Eh, görüntü saplantısı, insanı deli ediyor bu durum haliyle. Önerim kesinlikle geniş ama ince formu olan, uzun raflı kitaplıklardan almanız.

Yine de bilmek isteyenlere, kitaplığımın bir sütununun boyutları 45 cm x 171 cm. Bu sütunlardan tam dört tane var ve biri yukarıda biri aşağıda olacak şekilde duvara monte edilmiş haldeler.

Kitaplığım kaç senede bu hale geldi?
Blogger olmadan önce de çok kitap okuyan bir insandım, hiçbir zaman okumaya şu zaman başladım diyerek size bir zaman veremem. Ancak blogger olmadan önce arkadaşlarımdan alıp okuduğum, daha sonra okudum nasılsa diyerek almadığım, başka kitapları tercih ettiğim sayısız kitap olduğundan kitaplığım maksimum seksen-doksan kitaptan oluşuyordu. Ne zaman gerçekten kitaplarla dolu bir oda istediğimi anladım derseniz size 2013 yılını vereceğim. O seneden beri aralıksız bir şekilde okuduğum ve okuyacağımı düşündüğüm her kitabı alıyorum.Daha önce okuyup hala alamamış olduğum kitap sayısı da oldukça fazla, zamanla bunları da tamamlayacağım. Ama bu sorunun en doğru cevabı 2013 yılından beri kitaplığımın oturaklı bir hali olduğudur sanırım.

Tüm kitapları kendim mi aldım?
Bu en çok merak edilen şeylerden biri. Cevabı ise bariz, elbette hayır. Tüm bu kitapları kendim almadım. Aralarında sevdiğim insanlardan ve yayınevlerinden bir sürü hediye var. Her biri de benim için çok değerli, baktığımda blogum ve yaptığım şeyler aklıma geliyor çünkü.

Bir yazının daha sonundayız ne dersiniz?
Eğer cevaplanmamış soru, aklınızda olan bir şey varsa mutlaka yorumlara ekleyin, hemen size cevaplandırırım bunları. 🙂
O zamana kadar sevgiyle ve bolca kitapla kalın!

İlgilenebileceğiniz diğer yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir