Manga Okuyorum?

Aslında buraya manga yorumu yazmaya oturmuşken size nasıl bu KOCA manga bataklığına balıklama daldığımı anlatarak birazcık eğlenmeyi kendime hak gördüm. Maceram hakkında konuşmaya başlamadan önce bir şey söylememe izin verin. Geçtiğimiz CNR kitap fuarına kadar ben manga & anime kültüründen bağnaz bir şekilde nefret eden bir insandım. Saldırıya geçmenizi önleyecek bir sebebim yok, doğrudan iğrenç olduklarına falan inanıyordum. Hiç okumuş muydum? Hayır. Hiç izlemiş miydim? Hayır. Yine de içimde şu anlam veremediğim derecede acınası nefret vardı. Hayır çizimlerinden tutun, karakterlerine, seven insanlara olan takıntıma -ironi- kadar her ufak detayı bahane edip o acımasız nefreti körükleyebilecek potansiyele sahiptim. Sonra ilahi adalet bana gülerek yıldırımlar fırlattı ve kafama Mangaka’lar düşürdü. Aslında çevresinde bu kadar çok manga seven arkadaşı olan birinden bu dar kafalılığı beklemezsiniz. Beklememelisiniz. Yine de, işte. Damarlarımda kan yerine inat aktığından bahsetmiş miydim hiç? 

Peki ben nefret ederken işte o CNR fuarında bilin bakalım ne oldu. 
Hadi hadi düşünün bir şey demiyorum.
Peki beş saniye daha…
Tamam süreniz bitti!

HAYATIMIN EN İYİ MANGASINI OKUDUM. 
Şimdi olayları en başından açıklamama izin verin.
Biliyorsunuz yaklaşık üç senedir kitap fuarlarında çalışıyorum. Bu sene de farklı olmadı ve yine fuarda çalıştım. Sibelim ile CNR fuarında dolanırken sürekli git gel yaparak tanışıp arkadaş olduğumuz Gerekli Şeyler üyeleriyle laflıyorduk. Her gidişimde malum on tane çizgi roman alınca karşında olan insan ile sohbete giriyorsun sonuçta. Sonra Basri abi bana bir manga uzattı. İlk ağzımdan çıkan şey ise “Ben manga okumam.” oldu. Sonuç olarak: ıkına sıkıla o mangayı aldım. Bana Tokyo Ghoul’u önermişti ve hiçbir şey bilmeden okumaya başladığım için biraz ilerleyişine, baloncukları okuma sıralamasına alışmakta güçlük çekmiş olsam da ilk iki gün içinde üç cildi bitirdim. Yüzüm utançtan kızarmış bir halde standa yeniden gittiğimde de benimle dalga geçmeyi -çok şükür- azami düzeyde tutarak dört cildi birden almış bulundum. O zamanlar beşin baskısı yoktu ve bende almayacağım, aldığımda okuyacağım diyerek almadım. Fuar geçerken, biz Gerekli Şeyler’in başını iyice ağrıtırken Sibelim olacak sincap bana dokuzuncu cilde kadar alıp hediye etti ve böylece manga maceram tamamen başlamış oldu. Bu hikâye de benim için iki ana karakter var. Yüce Basri ve Sincap Sibel. Buradan ikisine de beni bu manga çamuruna attıkları için çok teşekkür ederim. Huggle!

Peki hikâyem bitti mi sandınız?
Ay yok canım. Daha değil.

Birkaç ay önce Blackout’da bir kitap fuarı yapıldı. Şişli Kitap Günleri. Orada Gerekli Şeyler’de çalışma fırsatı bulunca insanlara ne satacağımı bilmem gerektiği bahanesine kendimi inandırdım ve boş kaldığım her an elime bir manga aldım. Titana Saldırı, Ajin, Kahramanlık Akademim, Berserk, Uzumaki, Suikast Sınıfı… Aklıma gelmiyor bile okuduklarım tamamen. Çok uzun serilere başlamamayı özellikle denedim (One Piece, Naruto gibi) çünkü biliyordum ki ben başlayıp seversem ölene kadar onları almaya devam ederim. Bir hafta içinde bir baktım ben bayağı bu manga kafasına girmişim. Saçlarıma kahkül yaptırmamdan, manga çizimlerini telefona kaydetmeme kadar… Yaptığım şeylere ben şaşırdım inanın bana. Sonuç olarak neden bu zamana kadar okumadığımı kendime sorup duruyorum şimdi. Ne amaçla bu kadar ön yargı edinmiş olduğumu da. Yine de şuan okuduğum her şeyden memnunum açıkçası. Manga okuduktan sonra Japon kültürünü iyice araştırdım ve beni öyle etkilediler ki. Her açıdan. Bu kadar antik olup bu kadar dokunulmamış bir kültürün hala var olması beni kendine hayran bıraktı. Bundan sonra elimden geldiği kadar çok manga okuyacağım açıkçası, sadece manga ile kalmayıp ileride bir gün kendime Tokyo’ya gitme hedefi bile koydum.

İşte size benim gibi dar kafalı bir insanın nasıl açılıp değişebileceğini kanıtlayabilecek nitelikteki hikâyemi de paylaşmış oldum. Şimdi TG ciltlerim dizimin dibinde ve baktıkça kalbim ezilip sevgi ile acı arasında kavruluyor gibi. Size uyacak bir kurgu bulursanız kesinlikle okuyun. Farklı şeyler denemekten kime ne zarar gelmiş?
Sizi seviyorum!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir