Gecenin Kanatları – Juliette Cross

Gecenin Kanatları
Orijinal Adı: Nightwing
Yazar: Juliette Cross
Yayınevi: Dex
Sayfa Sayısı: 456
Çevirmen: Hanife Albayrak
Puan: 3.5

Arka Kapak;
Ruh Ateşi, Yel Alevi ve Gece Çiçeği tek kitapta!

Yeni nesiller kendilerini yasaklı cazibenin kollarına bırakırken Galadium Bölgesi’nde insanlar ve ejderhainsan melezi morgonlar arasındaki sınırlar günden güne bulanıklaşıyor.
İçlerindeki canavarı dizginleyip insanlarla beraber yaşadıkları dünyaya uyum sağlamaya çalışan morgonlar ve tutkularını dizginlemekten bıkmış, aşkı ve arzuyu doyasıya yaşamak isteyen insanlar… Morgonların en güçlü klanı Gecekanatların baştan çıkarıcı ve yakışıklı üç genci Lucius, Lorian ve Paxon…
İnsan toplumunun önde gelen ailelerinden güzeller güzeli üç yakın kız arkadaş Jessen Cade, Sorcha Linden ve Ella Barrow…
Adeta modern bir Romeo ve Juliet hikâyesinde bir araya gelen bu karakterler aşkları için savaşmaktan asla çekinmiyor. İki toplum arasındaki sınırların kalkması ve köprüler kurulması belki de ancak onların aşklarıyla mümkün olacak.

Değerlendirme;
Efendim merhabalar, merhabalar, merhabalar. Yaz tatili (!) yoğunluğundan dolayı ne zamandır kitap yorumu yazamıyordum, sonunda bir fırsat elde ettim ve oturdum birkaç ay önce okuduğum Gecenin Kanatları yorumu ile gelmek istedim. Benim için ortalama bir kitap serisi olduğu için aklımda söyleyeceğim şeyler oldukça az denebilir. Yine de her zaman olduğu gibi kitabımızın kapağından yoruma girelim ne dersiniz?

Kitabı elime ilk aldığımda erotik romans için fena değil dedim, değil de. Hoş bir görüntüsü var, kapağında üç karakterimizden hangisi olduğunu çıkaramadığım yakışıklı bir abimiz tişörtsüz duruyor ve dediğim gibi enfes denebilecek bir kapak. Ancak kanatları gördüğüm anda hiçbir şey düşünmeden doğrudan melek kitabı olduğu kanısına vardım. Sonuçta kapağın kitabı bir şekilde temsil etmesi gerektiğini düşündüğümü az çok biliyorsunuz hepiniz. Ancak okudukça durumun bu olmadığını fark ettim. Morgon’lar, ejderhalarla insanların çocukları, dikenli kanatlara sahip, ejderhaların mirasçıları. Yani şu gördüğünüz güvercin ve melek kanatları ile uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Nedensiz bir şekilde bu noktaya çok takıldım, okurken kapağı gördükçe “Bu ne ya, hiç mantıklı değil” dedim durdum. Pek beğenmedim anlayacağınız.

Kitabımız Dex tarafından tek bir cilt olarak çıkartılmış olsa da aslında Nightwing adlı serinin üç kitabını da içinde bulunduruyor. Hepsi ince kitaplar olduğundan böyle olmasını sevdim, hem sıra sıra basılmalarını beklememiş olduk hem de kurguları birbirine bağlı olduğundan kopmadan tüm hikâyeyi tek seferde bitirmiş olduk. Peki neydi bu Gecenin Kanatları? Hemen açıklayayım. Ana kurgumuz Morgon adı verilmiş ejderha kanatlarına ve bazı ejderha hislerine sahip fantastik yaratıklarla insanlar arasında geçiyor. En güçlü klandan iki kardeşin ve onların kuzenleri olan bir Morgon’un üç önemli insan kadını ile olan ilişkilerini anlatıyor. Pek şaşırtıcı şeyler beklemeniz gereken bir kitap değildi diyebilirim. İlk sayfasından sonuna kadar sıradandı ancak okurken kafanızı dağıtacak bir çerez olarak gördüğünüz takdirde sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitaptı kesinlikle. Erkeklerimiz içlerindeki ejderhadan dolayı maço, dediğim dedik -tahmin etmek zor olmasa gerek-, fazlasıyla kaslı ve yakışıklı ejderha mirasçıları. Kadınlarımız da aileleri Morgon’ların ne kadar korkunç olduğuna inandırarak büyütülmüş üç yakın arkadaş. Biri sessiz ve çekingen, diğeri asi ve istediğini yapan, öteki ise kendi acılarını hafifmeşrepliği ve çekiciliği ile kapatmayı başaran biri. Bulunması pek de zor olmayan, uzun zamandır benzerlerini okuduğumuz karakterler anlayacağınız. Yine de üç kitabın da kendine göre bir güzelliği vardı. En sevdiğim kitap kesinlikle Lorien’in kitabı oldu. Onun sessizliği, düşünceleri ve sadece karakterinin diğerlerinden farklı oluşu benim için okuması en eğlenceli olanıydı ve sonuç olarak bu üç kitap içinden dört alan sadece Lorien oldu. Diğerlerini de bir anda pek düşünmeden okudum ve birinci kitapla ikinci kitaba üç puan verdim. Kitabın içinde romantik kısım daha ön taraftaydı bu arada. Örneğin ben nedensiz bir şekilde o Morgon klanları arasındaki çekişmeyi ve olayları görmek istedim ancak tek gördüğümüz aşklar ve aşklar oldu. Orijinal kısımlarından biri şu evlilik ritüeliydi, o kısımda yazarımızı takdir ettim. Böyle ufak şeyler anlamsız görünebilir ama bence hızlı okunan kitaplara en ufak detay bile gerçekten çok fazla anlam katabiliyor.

Yine de kitapta bulunan kurgudan puan kırmadım çünkü zaten hızlı okunan bir şeye ihtiyacım vardı ve bana leziz oldu o dönemde. Puan kırmamın sadece iki sebebi vardı ve bunlar çeviri ile son okunmasıydı. Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar o kadar çok yazım hatası hatası vardı ki. Başta sadece gözden kaçmıştır dedim ama ellinci sayfadan sonra birbirlerine karışmış harfler mi dersiniz, otuzuncu sayfada Türkçe yazılmışken yüzüncü sayfada İngilizce yazılmış isimler mi dersiniz. Böyle bir şeyi pek görmemiştim DEX’ten ondan beni şaşırttılar bayağı. Hatta kitabı okurken birkaç tanesini paylaştım Instagram hikayesi kısmında ve birçok kişi de okurken bunların kendilerini de rahatsız ettiğini söyledi bana. Kopuk cümleler de vardı, mantıksız bir yerde sonlanan cümleler. Özellikle de o cümleler çok rahatsız etti beni. Eh paylaşımlarımdan sonra bana gelen cevapları gözden geçirdim ve kitapların orijinal hallerine biraz bakınca bunun yazarın üslubundan kaynaklı bir şey olmadığına emin oldum. Gerçekten emeğe aşırı saygı duyarım ve bu tarz şeylerden pek bahsetmem ama kitabı elinize aldığınızda bu tarz şeylere hazırlıklı olmanızı öneririm. Okunmasını benim için etkiledi, bıraktırmadı ama gördükçe söylendim yalan söylemeyeceğim sizlere. Bunun dışında beğenmediğim pek bir noktası yoktu kitabın. Klişe falandı ama kesinlikle eğlenceli, tek seferde okunacak bir kurguydu.

Kitapları İngilizce incelediğimde yazarın üslubunu çok sevdim. Bu zaten yansıyor Türkçe’ye de ancak kesinlikle o hatalar olmadan çok daha akıcı ve hızlı bir seri. İkinci kitabın yarısına kadar okudum ve gerçekten çok hoştu diyebilirim. Diyaloglarına takıldım yazarın özellikle. Pek betimleme namına bir şey yoktu ancak öyle güzel bir diyalog örgüsü vardı ki. Kurguyu bir kenara bırakırsanız sadece diyaloglarınız bile kitabı kendi başına taşıyabilir. Yazarın birkaç kitabını daha okumak istiyorum, yakın zamanda kısa bir şeyler okumak istersem diye birkaç tanesini edindim ve boş vaktimde başlayıp hızlıca bitirmeyi düşünüyorum.
Diyeceklerim sanıyorum bu kadar, hızla okunacak bir şeylere ihtiyacınız varsa bu yakışıklı Morgon’lara bir göz atın derim. Seveceğiniz bir seri olabilir. Şimdiden iyi okumalar, sizleri seviyorum!

İlgilenebileceğiniz diğer yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir